Onikincim, Muradım, mutluluğum, HOŞGELDİN !

Ramazan Hadisleri


Ve işte Geldi yine gönüllerin sultanı RamaZaN.. Hoş geldi sefalar getirdi..

Ne hoşsun sen be hey sevgili Ramazan…Sen; Gönüllerin hasret kaldığı huzura en çok erebildiği, bunu derinden hissedebildiği mübarek ay.. Akşamların da gecelerin de  tadı , havası başka bir güzel…

Kimileri için belki yeni başlangıçlara vesile..

Kimilerine kendini şöyle bir baştan sona gözden geçirmenin  en güzel vakti  fırsatı…

Günahlardan arınmak için sunulmuş bir  hediye insanlara sanki.. Bu ayda “ Cennet kapıları açılır cehennem kapıları kapanır ve şeytan zincire vurulur” diyor Allah Rasulu..
En güzel en verimli  şekilde yenilenerek yeniden dirilerek yaşayabilmek umuduyla inşallah..

 İskender Pala’nın  bu güzel yazısıyla hoş geldin ya şehr_i Ramazan diyelim..

Hoş geldin!..

Susuzlukların ırmak olduğu günümüze kutla geldin, hoş geldin ey! Zamanlar güzeli ey, kut yağdırmaya bahçemize hoş geldin! Mü’minleri handân; mücrimleri giryan edendin sen! Ve şeytanı sûzân; inkarcıyı perişân edendin!.. Hoş geldin!..
Gufranımızdın, bağışlanmamızdın… Hoş geldin!.. Kitab’ımız, sadakamızdın… Hoş geldin!.. Selamımız ve salavatımızdın… Hoş geldin!..

Cihânârâ cihân içindedir arâyı bilmezler
O mâhîler ki derya içredir deryâyı
bilmezler

Hatırası kora dönmüş uzak bayramların gülümseyişleriyle tutup ellerimizden iftar sevinçlerine karıştır aminlerimizi; çoğalttıkça çoğalt tazarruları gül dudaklarda.
İki sevinç arasında, bunda ve ötede müjdelenen iki sevinç arasında bir alev gibi yak ruhumuzu ve bir anda yansın amel defterlerimizin kara sayfaları.
Azrail tabaklarımıza bırakmadan ölümü hakiki oruçların iftarına ulaştır bizi. Terk ettiğimiz nimetlerini iftar sofrasında melekler koysun önümüze ve gönül kandilinin pasını temizlesin feriştehler.
Riya desenlerinden arındırdığın nur hil’atlerini giydir seherlerde bize de, isterse ramazan hilalince arıklaşsın bedenlerimiz, gel ey!..
Fecirden başlayarak ta güneş batıncaya kadar sevda seherinden aşk pazarlarına düşelim çiçeksiz balların arısı gibi; ve güzeller zülfünün perçem tellerinde açalım gönül nergislerinin sarısı gibi. Tenha sokaklarda oruçsuz ve neşesiz koyma zamanı ve dağların yamaçlarında eserken gurub, uyuyan yelkenlilerimizi uyandır. Yakınında duralım zeytin dallarının ve bir zeytin ile varalım kırkıncı kapıya. Aynı dakikada düğümlenen zamanı paylaştır aramızda; aynı düğümde bağlanalım İrem denklemlerine. Süzülmüş benizlerle çarşıdan dönen şehzadeler söylesin son şarkısını özlemle kadirlerin ve nefesi gül kokan çocuklar okusun son medhiyesini hasretle bayramların. Gülabdanlardan dökülsün ellere cedlerin bereketi ve Var Eden’e ulaşsın ıtırlar iklim iklim, kuşak kuşak.

Onbir ayın sultanı, onikincim; muradım, mutluluğum, hoş geldin!.. Çifte sevince tek nimet; iki güzele bir âşık; gel, iyileştir içimizdeki yarayı

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !